TIGblogs TIG | TIGblogs GRUPO TIGBLOGS ENTRAR INSCREVA-SE
isra pedia - My Blog
isra pedia - My Blog
« anterior 5


Anadolu’nun Manevi Sultanı ABDÜLLATÎF KUDSÎ

Osmanlı’nın manevi sultanlarından biri olan ABDÜLLATÎF KUDSÎ, Memluk Türkleri idaresi altında bulunduğu 1384 yılında Kudüs’te doğdu.

Horasan’dan yola çıkan ve Hac yolunda Kudüs’e uğrayan Zeynüddin el-Hafi’yi evinde misafir etti ve takip eden yılları Zeynilik çatısında geçirdi. Önce Horasan’a gitti, ardından Kudüs’e geri döndü. Daha sonra ise Konya’ya giderek Sadreddin Konevi zaviyesinde irşad görevini sürdürdü. 1448 yılında Bursa’ya geçti.
Bursa’da kurduğu dergâh Zeynîler Dergâhı olarak bilinir.

Evliya Çelebi’nin büyük bir asitane diyerek övdüğü Bursa’daki Zeyniyye Dergah’ında 1452 yılında vefat etti.

Eserleri:
• Tuhfet-ül-Vâhib-il-Mevâhib fî Beyan-il-Makâmât vel Merâtîb;
• Hâdil Kulûb ilâ Likâi’l Mahbûb
• Keşf-ül-Îtikâd fî-Reddî alâ Mezheb-il- İlhâd
• Şifâ-ül-Müteellim fî Âdâb-il-Muallim vel-Müteallim
• Kitâb-ü Emr-Bil Ma’rûf ven Nehy Ani’l- Münker
• İktibâsû Ref’ül İltibâs fî Beyân-ı Tarîk-in-Nâs
• Nefehât-ül-Eshâ ve Rihlet-ül-Esrâr


June 25, 2009 | 5:06 AM Comentários  0 comentários

Tags:


Kudüs’ün Sur ve Kapıları

Bugün Kudüs şehri içinde yer alan ve eski kent (Old City) olarak bilinen tarihi eski Kudüs şehrinin çevresini kuşatan surlar, tarih boyunca pek çok medeniyet arasında el değiştirmiş ancak bugün halen ayakta olan son şekli 1541 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından inşa edilmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman tarafından inşası 4 yıl içinde tamamlatılan surların uzunluğu 4 km. kadardır. Eski Kent’i çevreleyen surların üzerinde, şehre giriş için Kanuni tarafından 6 kapı yaptırılmıştır. Bu kapılara Sultan 2. Abdülhamid döneminde yeni bir kapı daha ilave edilerek kapı sayısı yediye çıkmıştır.

Eski Kudüs’ten doğuya açılan Arslanlı Kapı, kuzeye açılan Şam Kapısı ve Çiçekli Kapı, batıya açılan Yafa Kapısı, güneye açılan Davud Peygamber Kapısı ve Çöp kapısı Kanuni döneminde açılan toplam altı kapıyı oluşturur. Yafa Kapısı ile Şam Kapısı arasında 1887 yılında Sultan Abdülhamid’in talimatıyla açılan kapı da Yeni Kapı olarak adlandırılmıştır.

Bu kapıların pek çoğunun kullanılan birden çok ismi vardır; Filistinliler başka, Yahudiler başka, Hıristiyanlar başka isimlerle anarlar. Örneğin Arslanlı Kapıya Hıristiyanlar Saint Stephen Kapısı derler. Orijinal Arapça ismi Bab el-Asbat’tır. Veya kuzeye açılan Çiçekli kapı Herod kapısı olarak da bilinir. Bunun original Arapça ismi ise Bab es-Sahira’dır.

En çok kullanılan şekliyle tanıttığımız kapılar şu şekilde anılmaktadır.

• Arslanlı Kapı: Bab el-Asbat veya Saint Stephen kapısı
• Çiçekli Kapı: Bab es-Sahira veya Herod kapısı
• Şam Kapısı: Bab el-Amud veya Nablus Kapısı
• Yafa Kapısı: Bab el-Halil veya Hebron Kapısı
• Davud Peygamber Kapısı: Bab el-Nebi Davud veya Siyon kapısı
• Çöp Kapısı: Bab el-Mağariba
• Yeni Kapı: Bab el-Cedid

surlarvekapilar

En ihtişamlı ve işlek kapı Şam kapısıdır.

Yafa kapısının yanıbaşında Davud Kulesi olarak bilinen ve en az 2500 yıllık askeri bir kule mevcuttur. Eskiden Davud Kulesi ile Yafa Kapısı arasında bulunan hendek, 1898′de Alman Kayzeri İkinci Wilhelm’in meşhur Kudüs ziyareti öncesinde doldurularak caddeye dönüştürülmüş, Yafa kapısı da genişletilmiştir.

Davud Peygamber kapısı girişinde, duvar üzerinde görülecek pek çok mermi izi, Filistin-İsrail savaşından günümüze kalan izlerdir.

Çöp Kapısı ismini, Hz. Ömer’in 637 yılında Kudüs’ü fethi sonrasında eski kenti temizlettikten sonra çıkan çöpleri şehrin dışına çıkarttığı kapı olması sebebiyle almıştır.

Arslanlı Kapının girişindeki göreceğiniz duvar üzerindeki kabartma Arslan figürleri ise Memluk Türk Komutanı Baybars’ın sembolleridir.

Bütün kapıların üzerinde Osmanlı döneminden kalan kitabeler mevcuttur.

Bugün Harem eş-Şerif sınırları içinde kalan ve doğuya açılan eski bir kapı, Osmanlı döneminde, 1541 yılında kapatılarak üzerine duvar örülmüştür. Bu kapı, Yahudi inancına göre, Mesih’in Kudüs’e giriş yapacağı kapıdır. Kanuni Sultan Süleyman, 1537 ile 1541 yılları arasında süren surların inşaatı sırasında bu kapıyı kapattırarak duvar ördürtmüştür. Zeytin Dağı’ndan eski Kudüs’e baktığınızda kapatılan bu kapının izlerini görebilirsiniz.


June 12, 2009 | 12:06 PM Comentários  0 comentários

Tags:


Tel Aviv’deki Son Osmanlı Eseri

Filistin’de 1917 yılında sona eren 400 yıllık Osmanlı idaresinin, 1916 yılında Tel Aviv’de bıraktığı son eser: Hasan Bey camii…

hasanbeycamii2

Hasan Bey camii, yanıbaşında yükselen modern Tel Aviv otellerinin arasında, bugün Tel Aviv belediyesi sınırları içinde kalan Osmanlı Yafa’sının kuzey sınırını da belirliyor. Hasan Bey Camii’nden kuzeye ve doğuya doğru inşa edilen ve günümüz İsrail’inin ticari merkezi olan Tel Aviv şehrinin de 100 yıllık bir tarihi var. Yanıbaşındaki Allenby caddesi ise, Tel Aviv’deki İngiliz işgalinin anısını yaşatıyor. Eğer yolunuz Tel Aviv’e düşerse, Yafa’dan başlayarak kuzeye doğru sahil boyunca yapacağınız 1 saatlik bir yürüyüş sırasında rastlayacağınız cadde/sokak isimleri, size Osmanlı dönemi ile başlayan, İngiliz dönemi ile devam eden ve bugün itibarıyla İsrail Devleti’nin kuruluş yıllarında rol alan Yahudi Devlet adamları ve askerleri hakkında neredeyse kronolojik bir fikir verecektir. Zaten şehir de, yafa’dan başlayarak kuzeye ve doğuya doğru genişlemiş.

hasanbeycamii

Bir zamanlar Hasan Bey Camii’nin yanıbaşındaki evlerde yaşayan Filistinliler, 1948 yılında, İsrail bağımsızlık savaşı sırasında çıkan iç savaş sonrasında, artık Filistin’in Gazze şeridinde yaşıyorlar.

1948 sonrasında Filistin-İsrail çatışmasının pek çok kere merkezinde kalmış Hasan Bey Camii, bugün Yafa’daki Müslümanlar ile Tel Aviv’deki Museviler arasında önemli sembolik anlamlara sahip. 1979 ve 2001 yıllarında meydana gelen şiddet olayları neticesinde, Hasan Bey Camii zarar görmüş. Hasan Bey Camii’nin içinde kaldığı olaylar, zaman zaman alevlenerek günümüzde de devam ediyor.

hasanbeycamii1

Hasan Bey Camii, bir dönemin sonunu işaret eden yüzlerce Osmanlı eserinden biri. Cami, dönemin Yafa kaymakamı Hasan Bey’in adını taşıyor.


June 6, 2009 | 3:06 AM Comentários  0 comentários

Tags:


Bir tas çorba hürmetine

Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan adına Kudüs’te açılan bir imarethane var ki, hikayesi beni hep çok etkilemiştir.

Bu imarethane, Haseki Sultan İmarethanesi veya et-Takiye olarak bilinir. Kudüs’ün eski kent alanı içinde, Akabetü’t Takiye sokağı ile el-Vad sokaklarının köşesindedir. (“Akabet” “Yokuş”, “Takiye” ise “Darülaceze” anlamına gelir.)

1550’li yıllardan itibaren hizmete giren imarethane, Kudüs’ün sosyal hayatına damga vurmuş en önemli eserlerden biridir. 1550 ile 1950 arası faaliyette bulunan imarethane, 400 yıl kadar Kudüs insanına hizmet vermiştir.

Kudüs’e dair yayınlanan pek çok hatıratta İmarethane’nin toplum içindeki yerine vurgu yapan ifadelerle karşılaşmak mümkündür. Haseki Sultan imarethanesi, Kudüs halkını kucaklamış, birleştirici olmuş ve anılarda hep sevgiyle anılagelmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu, ne at sırtında kılıç sallayarak, ne de Harem’de zevk-i sefa ederek dünya imparatorluğu olmuştur. Osmanlı, devlet büyüklerinin yönetim felsefelerinin ve detaylarda gizli politik zekalarının bir sonucu olarak dünya imparatorluğu haline gelebilmiştir.En basitinden, bu yönetim sanatının toplumsal hayatta algılanışıyla ilgili iki basit örnek vermek istiyorum:

Bunlardan birincisi, bizzat yazımıza konu olan Haseki Sultan İmarethanesi ile ilgili. Osmanlı, bu İmarethane’yi açarken, İmarethane’nin toplumun her kesimine eşit hizmet vermesini temsilen, İmarethaneyi Kudüs’teki İslam, Hıristiyan ve Yahudilerce kutsal sayılan üç noktaya da eşit uzaklıktaki bir yerde açmıştır. Bu sayededir ki, İmarethane, 1917’deki Kudüs’ün İngiliz İşgali sonrasında ve hatta İsrail Devleti’nin kuruluşuna denk gelen 1948 yılı sonrasında bile 1954 yılına kadar Birleşmiş Milletler tarafından aynı amaçla kullanılmıştır.

İkinci örneği de yine Kudüs’ten vereceğiz: Kudüs’ün eski kent alanı’na giriş yapılan kapılardan biri olan Yafa Kapısı üzerinde, Kanuni Sultan Süleyman tarafından yazdırılmış bir kitabe mevcuttur. Bu kitabede, Allah’ın bir olduğu ve Hz.İbrahim’in onun peygamberi olduğu yazılıdır. Bu yaklaşım, politik söylem olarak Hz.İsa ile özdeşleşmiş Hıristiyanlık, Hz.Davud ile özdeşleşmiş Yahudilik ve Hz.Muhammed ile özdeşleşmiş İslam dünyasında, ortak kümeye dikkat çeken, farklılıkları değil; ortaklıkları öne çıkararak barışı tesis etmeye yönelik muhteşem bir zeka örneğidir. Bugün bile bu yaklaşımdan çıkartılacak çok dersler var!

Neyse…Kudüs işte böyle bir yer. Her köşesinde insanlık tarihine dair detayların gizlendiği, ilahi aşk ve günahkar nefretin bir arada yaşayageldiği eşsiz bir kent. Zahiri olarak karmaşanın, batıni olarak huzurun kenti. Kudüs, ne Müslümanlara, ne Hıristiyanlara, ne de Yahudilere kalmayacak kadar büyük değerleri barındıran bir dünya kenti…

Biz yazımızın konusu olan Haseki Sultan İmarethanesine dönelim…

Haseki Sultan İmarethanesinde kaynayan kazanlar, pişen çorbaların öyle bereketli olduğuna inanılırmış ki, şehrin zenginleri bereketine inandıkları bu çorbadan bir tas kapabilmek için, emirlerinde çalışan hizmetlileri imarethanenin önündeki gizlice kuyruğa sokar, haftada bir tas çorba içtiklerinde işlerinin düzgün gideceklerine inanırlarmış. Hani bir önceki “Memenullah: 1000 yıllık Müslüman mezarlığı” konulu yazımda bahsetmiştim ya, eğer gerçekten her üç dini de 400 yıl boyunca eşit mesafede kucaklamış bir mekan aranıyorsa ve Kudüs’te bir Hoşgörü Müzesi açılacaksa, Haseki Sultan İmarethanesi tarihiyle bu mekana en kuvvetli adaydır.

Eğer yolunuz bir gün buraya düşer de İmarethane’nin nasıl eriyip gittiğini görürseniz, üzüntünüzü o noktada tüketmeyin. Daha üzülecek çok detay gizli Kudüs’te.


June 4, 2009 | 8:06 AM Comentários  0 comentários

Tags:


Ma’manallah

Kudüs’te, eski kentin Yafa kapısından çıktığınızda hemen önünüzde sağ tarafta adına Ma’manallah denilen Kudüs’ün en eski Müslüman Mezarlığı uzanır. 168 dönümlük bir alana yayılan kabristan, Selahaddin Eyyüboğlu tarafından Kudüs fethi sonrasında restore edilerek 1187 yılından itibaren Müslüman mezarlığı olarak kullanılmaya başlanmış ve 1927 yılına kadar resmi mezarlık olarak kullanılmıştır.

mamanallah4

Mamanallah Mezarlığından bugün geriye kalan pek az mezar mevcut. Mezarlığın imara açılması sonrasında önce üzerine park inşa edilmiş. Günümüzde ise 400 Milyon Dolarlık bir rant kapısı.

mamanallah

Mamanallah mezarlığı üzerinde gerçekleştirilen her imar faaliyetinde toprağın derinliklerinden kemikler çıkmakta. Tarihçilerin yazdıklarından öğrendiklerimiz şu ki, en azından 14 devlet yöneticisi, çoğu Memluk döneminden 62 bilim adamı, 36 sufi, 33 kadı bu mezarlıkta yatıyor. Binlercesi ise bilinmiyor.

mamanallah3

Müslüman tarihçilerden Mücrettin’in 1495 yılında yazdığına göre, “her kim ki bu mezarlıkta gömülür, Cennetin altında yatar”. Mamanallah mezarlığı tarihi özelliğinin yanısıra, Müslümanlar için Kudüs’teki kutsal alanlardan birini de ifade ediyor. Müslümanlar, mezarlıkta Hz.Muhammed’in sahabelerinden de yatanlar olduğuna inanıyor.

mamanallah2

Son yıllarda İsrail tarafından üzerine inşa edilmek istenen bir Hoşgörü Müzesi ile gündeme gelen mezarlık, Filistin ve İsrail arasında halen devam eden tartışmalara sebep olmuş. Müslümanlar, Kudüs’ün en eski Müslüman mezarlığı üzerinde Hoşgörü Müzesi adı altında bir müze inşa edilmesini trajik bir hoşgörüsüzlük olarak görüyorlar.


June 3, 2009 | 8:06 AM Comentários  0 comentários

Tags:


« anterior 5


Poyraz Can Perfil


Posts mais recentes
Anadolu’nun Manevi...
Kudüs’ün Sur ve...
Tel Aviv’deki Son...
Bir tas çorba hürmetine
Memenullah: 1000...

Arquivo mensal
Fevereiro 2009
Março 2009
Abril 2009
Maio 2009
Junho 2009

Mude a Língua


Links
israpedia


3061 views
Importante Repúdio